Sevgi ve nefretin bir araya geldiği yer: Can kırıkları

“Babasına hayran olup sonra ‘babam gibi olmayacağım’ diyen ve sevgi ile nefretin karması bir duygu hisseden kaç çocuk vardır bilmiyorum ama varsa onlardan birisiydim sanırım. Kaç yaşındayım ama hala aynı hislerle doluyum ‘baba’ kelimesine”

Gözyaşları akmamak için kirpiklerine tutunmaya çalışsa da, çenesi titrese de bu cümleler iki evladı olan kocaman bir genç adama aitti aslında…

UÇURUMUN KENARINDA EVLATLARINA SARILDI

Kendisi için değil evlatları için maddeyi bırakmayı isteyen, içten içe büyük pişmanlık duyan ve etrafında gördüğü gibi temiz, cesurca evlatlarına sarılabilen bir baba olma isteği ile bir araya getirilmiştik. Ona bakınca gördüm ki kendisinden vazgeçeli çok olmuş, bir uçurumun kenarından sarkıyor aslında ama iki evladının elini bırakmak istemeyen bir baba H.Z.

“Kim ister ki hayatı böyle olsun. Kim istemez ki düzgün bir ailesi, yuvası olsun. Ben içimde neyi ezemediğimi bilmiyorum ama tüm sevdiklerimin hayatını ezmiştim. Eşim çok uğraştı bırakmam, uzak durmam için ama başka bir inat ve çaresizlik barınıyordu içimde. Aslında içimde bir ben daha vardı ve karşıdan o ‘ben’e nefretle bakıyordum. Yanlış olduğunu göre göre sesimi çıkartamıyordum davranışlarına içimdeki H.Z.’nin. Eşim terk etti beni evlatlarımı bana bırakıp, haklıydı aslında ben de kendimi terk edip gitmek istedim çok ama işte o iki göz bana öyle umutla bakıyordu ki, çok kez döndüm intiharın eşiğinden…”

İki evladının tutkusu getirmişti onu karşıma. Ama öncesinde başka düğümlerin çözülmesi gerekiyordu hayatında. H.Z. babasından hiç ilgi görmemiş, hiç iletişim kuramadan, hiç anı biriktiremeden büyümüş bir genç adam.

“ARALIKLARDA DEĞİL SONDAYIM”

“Beni mi sevmiyordu, sevmeyi sevmiyordu, sevmeyi mi bilmiyordu anlamadım. Başka erkek evladı da yoktu, gerçi olsaydı da farklı olabileceğini düşünmüyorum. Kaç yaşına geldi, yaşlandı ama bir şey değişmedi onda, şimdi anlıyorum ki sevmeyi bilmiyordu benim babam. Bense benimle ilgilensin, sevmesin acısın ama ilgilensin diye girdim bu çukura ilk başta. Nasılsa değersizim niye iyi olmak için uğraşayım ki diye düşünüyordum. Annem çok uğraştı, çok denedik bırakmayı, kısa aralıklarla başarılı olduğumu düşündüm ama artık aralıklarda değil sonda olduğumu hissediyorum” cümleleri sonrası içinde bastırdığı, nefes almasını engelleyen, onu bu çaresizliğe defalarca itmesini sağlayan babasına duyduğu öfkeyi kusmalıydı. Konuşmamız ile ilk eşiği geçmiştik hüngür hüngür ağlamıştı H.Z. Uzun yıllardır ilk defa içinin bu denli rahatladığı ifade ederek.

HER ADIMDA ‘CAN KIRIKLARINA’ BASIYORDU

İçindeki kırıkları toplamadan yol yürüyemeyecekti aslıda. Attığı her adımda ‘can kırıkları’na basıyordu ve çok canı yanıyordu haklı olarak. Evlatlarına kendisinin gördüğü gibi bir baba yaşatmak istemiyordu. Can kırıkları, kalp kırıklıkları, kötü anıları kalbinden ve zihninden atmalıydı ve elbette ki tüm bunlar bir kalemde olmayacak, zaman alacak ama başaracaktı. Klinik tedavisi için gerekli yönlendirmeleri gerçekleştirdik ve güzel bir yenilenme programı ile uzun bir yola çıkıldı H.Z. ile.

İhmal edilen ya da sürekli aşağılanan bir çocuğun kendine saygısının olması güçtür. Kendilerini gerçekleştirmelerine izin verilmeyen çocukların ise yetişkin olarak kendilerini savunmaları zordur ve çocukken kendilerine gaddarca davranılan yetişkinlere için için yanan bir öfke taşımaktadırlar.

David Servan- Schreiber’ın de dediği gibi “Her yaşam kendi koşulları içinde zordur. Ancak kendine güvenli, yeterli yetişkinler olmak için istikrarlı ve öngörülebilir, sizinle, keşiflerinizle mutlu olan, gel gitlerinizi düzenlemenize yardım eden, öz bakım ve diğer insanlarla iyi geçinme konusunda size rol model olan anne babalarla büyümenin son derece etkili olduğu gerçektir. Bireylerin, özellikle de anne ve baba olan bireylerin atladığı esas nokta evlatlar dünyaya geldiklerinde dünyaya getiren anne ve babaların değil tüm toplumun çocukları, o toplumun gerektiğinde yönünü değiştirebilecekleri bireyleridirler.

Aslında fark etmeden ya da ederek yaşattığımız travmaları sadece kişiye, evlatlarımıza değil, tüm topluma yaşatıyoruz. Evlatlarınızla iletişim kurarken, yaşadığımız toplumun geleceğini de nasıl etkileyeceğini düşünerek hareket etmek bir gerekliliktir.

Dr. Burcu Bostancıoğlu

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.